BİR İKİ ÜÇ TIP (TABABET KOMADA, DOKTOR DEPRESYONDA, HASTA TEYAKKUZDA)

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
BİR İKİ ÜÇ TIP
Paylaş

Bir zamanlar kutsal meslek olarak bilinen hekimliğin saygınlığı hızla azalmaya başladı. Bugün doktor denince, hayat kurtaran, dertlere deva bulan kişiler değil; bıçak parası alan, hastanede yüzüne bile bakmadığı hastalara muayenehanede candan ilgi gösteren, ilaç firmalarının bir dediğini iki etmeyen kimseler anlaşılıyor.Tıptaki yozlaşmada, başta ettikleri yemini unutan bazı doktorların bizzat kendileri olmak üzere, oy peşinde koşan popülist siyasetçi ve bürokratların, kişiliğini yitirmiş üniversitelerin, boğazlarına kadar politikaya batmış tabip odalarının, tek amaçları daha çok kar etmek olan ilaç endüstrisinin de önemli katkıları var.Sonuç ise gerçekten acıklı! Tıp komada, doktorlar depresyonda, hastalar teyakkuzda. İlaç endüstrisinde ise işler tıkırında!Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Bir İki Üç Tıp diyerek bu kötü gidişe nokta koymak istiyor. Hala vicdanına söz geçirebilen meslektaşlarını mücadeleye çağırıyor!

Barkod : 9786054325399
Boyut : 135-195
Sayfa Sayısı : 232
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2011-1
Kapak Türü : Karton
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
Paylaş

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Cenk TOKTAMIŞ diyor ki:

    Değerli Hocam
    Bugün 2 kitabınızı aldım ve okumaya başladım.Diğerlerini de okuyacağım.Ben büyük bir ilaç firmasında tanıtım sorumlusuyum.21 yıldır çalışıyorum.Doktorlarımızın da ne kadar zor şartlar altında çalıştığını her gün görüyor ve yaşıyorum.Okuduğum kısmı kadarı ile ve kitaplarınızı incelediğim kadarı ile ilaç sanayine karşı yazdıklarınız ön plana çıkıyor.Biraz acımasız olduğunuzu düşünüyorum.Haklılık payınız yok diyemem.Ama yangın var ise hem ateş hem barut olmalı.21 yıldır bu işi severek yapıyorum.Birçok doktor arkadaşım oldu.Çok samimi olduklarım oldu.Ama şuna da inanın (tecrübemle beraber uzun zamandır bildiğiniz anlamda ilaç çalışmıyorum sadece arkadaşlarımı görmeye gidiyorum diye düşünüyorum)benden talebi olmayan bir doktor olduğunda “acaba nesi var?” diye düşünüyorum.Sadece bir rapora imza attığı için (kendisi o tedaviyi yapmadığı halde) hak kazandığını söyleyen bir çok doktor arkadaşımız var.”Firmalar alıştırmış” demek burda kaçamak bir anlayışı getirir.Ben hergün ekmek aldığım fırına “bak hep senden alıyorum bugün de benden para alma” demiyorsam doktor arkadaşta yazdığı ilacın bir karşılığı olduğunu düşünmemeli.Buna rağmen ilaç firmalarının bilimsel destekleri olmasını (kongre + kitap vb.) gerektiğini düşünüyorum.Bir asistan ayda 1500-2000 TL kazanırken bir ulusal kongrenin maliyeti 2000-2500 TL ise o çocuk ne yapacak?
    Kitaplarınızı okuyacağım ve zaman zaman size mail de atacağım.Yazdıklarınızın çok değerli olduğuna da inanıyorum sakın yanlış anlamayın.
    Sevgi ve saygılarımla.

  2. Cenk Bey,
    Yorumunuz için teşekkürler. Önce şunu söylemek isterim ki ben bu yazıları hem ülkemizin hem tüm dünyanın ortak meselelerini ortaya koymak ve bunlara çözümler bulmak için kaleme alıyorum.
    Bu vesile ile şu hususların altını bir daha çizmek isterim.
    BİR: Eleştirilerimin hiçbiri acımasız değildir; her yazdığım olayın kanıtı ve kaynağı vardır. Esas acımasız olan esas hedefleri daha çok kâr etmek olan ilaç firmalarıdır.
    İKİ: Sizin doktor arkadaşlarınız olduğu gibi benim de propagandist arkadaşlarım olmuştur; ilaç endüstrisi ile de onun propagandistten genel müdürüne hiçbir elemanı ile işim yoktur.
    ÜÇ: İlaç endüstrisinden tek beklediğim ilaç, aşı ve tıbbi malzemeleri sıradan bir tüketim ürünü olarak görmemeleridir. İlacı sadece “ilaç” olarak gören endüstriye saygım sonsuzdur.
    DÖRT: İlacın bırakın halka reklâmını, doktorlara reklâmını hatta tanıtımını bile yanlış buluyorum. Tıp dergilerinde dahi ilaç reklâmı olmamalıdır. Tüm promosyon ürünleri yasaklanmalıdır.
    BEŞ: Doktorların bugünkü zor durumlarının sebeplerinden biri de ilaç endüstrisinin acımasız politikalarıdır.
    ALTI: Bilgiye ulaşmanın, başkalarıyla haberleşmenin, öğrenmenin, tartışmanın yolu artık kongreler değildir.
    YEDİ: Kongrelerin fiyatı kimse kendi parası ile gidemesin diye kasıtlı olarak yüksektir.
    SEKİZ: Kongrelere günümüzdeki hususiyetlerine göre kongre değil “bayi toplantısı” demek daha doğrudur.
    Son söz: Hedefim yazılarımın değerli olması değil, bu meselelere çözümler bulunmasıdır. Yorumlarınızı her zaman beklerim.

  3. Zülbiye Etkin diyor ki:

    Baktım Pubmed de bir yayınınız gözüküyor. Mevcut iktidarla birlikte baya populer oldunuz, tabi mesleğin en iyi zamanlarında hekimlik yaptınız. Genç bir doktorum (gerçi 11 yıl oldu). Çocuk gibi zor bir branştayım, sizin günaşırı uykusuz günleri anlamanız zor. Üstene doğuda askerlik,yan dal 10 yıldır 1500-2500 arasında gidip gelen maaş, 35 yaşındayım 1 yaşında çocuğum var. Doçent olmam için SCI’da 2 SCI-Expanded’da yada SCI’da 3 iki tanesi birinci isim. Ayrıca 3 tane ulusal hepsi araştırma makalesi olacak yayın gerekli. Sizin gibi İstanbul’da değil anadolunun ücra bir kentinde okuma yazma bilmeyen anne ve babanın bir düzüne çocuğundan sonuncusuyum. Ben üniversite kazandığımda babam öldü. Yani ingilizceyi kendi çabamla 30′undan sonra ne kadar öğrenilirse öğrendim, eh birazda isatistik. Çünkü bir kere kafaya koydum param olmasada cehaleti yenmeliyim. Kiradayım, hayatta sizin yaptığınız her şeyi tek başıma yaptım. Empati yapabilirmisiniz? bence istesenizde yapamazsınız. Doktorlar bilim adamı değil,kongrelerden birşey öğrenilmez,doktorlar herşeyi firmacıdan öğreniyor… Gibi yorumları emekli olmadanda söylüyomuydunuz. Siz o eski doktorlardan kendinizi niye ayrı tutuyorsunuz ki.Neyse bu yazdıklarım sizin yaşınızdaki bir insanı sanırım zerre kadar etkilemez. Ama Allah’tan sizin gibilerden hakkımı öbür dünyada alamasını istiyorum.

Siz de yorumunuzu paylaşın: