Dikkat: Yazının sonunda ek var!
***
Bu yazı Türk Kardiyoloji Derneği’ nin resmi internet sitesinden alınmıştır: https://www.tkd.org.tr/menu/79/2009-dunya-kalp-gunu-kalbini-sev-degerini-bil
Sizi bilmem ama ben “yağ firmasına yağ çeken” bir derneğe güvenemem.
Türk Kardiyoloji Derneği, Becel sponsorluğunda Dünya Kalp Günü öncesi yeni bir kampanyaya başlayacağını duyurdu. “Kalbini Sev Değerini Bil” isimli kampanyayla kalp – damar sağlığı konusunda bilinç oluşturmaya devam edilecek.
“KALBİNİ SEV DEĞERİNİ BİL”
“Kalbini Sev Kırmızı Giy” kampanyasıyla kalp – damar sağlığı konusunda bilinçlendirme çalışmaları yürüten Türk Kardiyoloji Derneği (TKD), Becel sponsorluğunda yeni bir kampanya başlatıyor. “Kalbini Sev Değerini Bil” isimli kampanya, daha önce yürütülen “Kalbini Sev Kırmızı Giy” kampanyasında olduğu gibi farkındalık çalışmaları sürdürülecek.
Türkiye’de her yıl 207.000 kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu her 2,5 dakikada 1 kişinin hayatını kaybettiği anlamına geliyor. Bu gerçekten yola çıkan Türk Kardiyoloji Derneği, Dünya Kalp Günü öncesi düzenlediği basın toplantısında, Becel’le yürüteceği bilinçlendirme çalışmalarına “Kalbini Sev Değerini Bil” kampanyasıyla devam edeceğini açıkladı.
24 Eylül’de Radisson SAS Otel’de düzenlenen basın toplantısına; TKD Genel Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, TKD Basın ve Halkla İlişkiler Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Karpuz, Unilever Gıdadan Sorumlu Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı, Becel Ürün Müdürü Işıl Bayraktar ve kampanyanın tanıtımı için web uygulamasında rol alan Demet Evgar katıldı. Basın toplantısında kampanyayla ilgili bilgilerin yanı sıra TNSPiar araştırma şirketinin kalp – damar sağlığıyla ilgili farkındalığı ölçen Trendpoll araştırması hakkında çarpıcı bilgiler verildi.
“Kalbini Sev Kırmızı Giy” kampanyası kolesterol konusundaki bilinci 2 katına çıkardı
TKD Genel Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, ‘“Kalbini Sev Kırmızı Giy” kampanyasıyla birçok farklı bilinçlendirme çalışması yürüttük. Bu çalışmaların ve kampanyanın toplumdaki yansımasını ve etkilerini tespit etmek amacıyla bir araştırma yaptırdık. TNSPiar’ın 18 ilde toplam 2043 kişi üzerinde yaptığı Trendpoll araştırmasına göre; “Kalbini Sev Kırmızı Giy” kampanyası sayesinde kolesterol konusundaki bilinç iki katına çıktı’ dedi. Ülkemizde her 5 kişiden 2’sinde yüksek kolesterol görüldüğünü belirten Erol, “Kalbini Sev Değerini Bil” kampanyasıyla bilinçlendirme çalışmalarını arttırarak sürdüreceklerini söyledi; Sağlık Bakanlığı’nın da “Kalbini Sev Değerini Bil” kampanyasını desteklediğini belirtti. Kampanyayı tüm Türkiye’ye duyurmak ve kalp sağlığı bilincini oluşturmak amacıyla tanıtım filmlerinin televizyon, radyo ve internette yayınlanacağını; bu yeni kampanyanın, Dünya Kalp Federasyonu’nun belirlediği ve “Kalbinle çalış” sloganıyla somutlanan “işyerinde kalp sağlığı” odaklı bu yılki Dünya Kalp Günü’nde başlatıldığını vurguladı.
Prof. Dr. Hakan Karpuz “Daha önceki yıllarda ailece ve arkadaşlarla birlikte kalp sağlığına özen gösterme çağrılarını Dünya Kalp Federasyonu bu yıl işyerlerine taşıyor. Çünkü 15-65 yaş aralığında uyku dışı yaşamımızın yarısını işyerlerimizde geçiriyoruz. Sağlıklı bir bedenle çalışmanın gerek motivasyon ve verimlilik gerekse sağlık sorunları nedeniyle işe gidememe ve işbaşında verimlilik açısından çok ciddi olumsuzluklar getirdiği yalnız sağlık kuruluşlarınca değil ekonomik kurumlarca da yapılan araştırmalarla kesinleşmiş durumda. İşyeri sahip ve yöneticilerinin, en az makineleri kadar çalışanlarına da özen göstermeleri, onları kalp ve damar sağlığı konusunda bilgilendirip sağlığa uygun çalışma koşulları yaratmaları yalnız çalışanları için değil kendi işyerlerinin başarısı için de elzemdir,” dedi. Prof. Karpuz, Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarına yakalanma yaşının Avrupa ortalamasından 10-12 yıl daha erken olduğunu, bunun da insanlarımızı -ve işyerleri için çalışanlarını- en verimli çağlarında yitirdiğimiz anlamına geldiğini söyledi ve “Üstelik alınabilecek maliyeti çok düşük bazı tedbirlerle bu sonuçlara erişilebilir. Örneğin asansörlere ‘sağlığınız için merdivenleri kullanınız’ tabelaları koymak, işyerlerinde sigara bırakmayı özendirmek, işyerinde çıkan yemeklerde tuz oranını azaltmak, meyve ve sebze ağırlıklı, sağlıklı ve az yağlı yemekler çıkarmak, birlikte egzersiz yapmayı özendirmek, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, işyeri hekim ve hemşirelerinin çalışanları bu konularda bilgilendirmelerini sağlamak, k gibi çalışmaların bu türden önemli etkisi olan yöntemler olduğu kanıtlanmıştır,” diye ekledi.
 |
 |
 |
| (Soldaki fotoğraf) Prof. Dr. Hakan Karpuz, “Kalbini sev değerini bil” kampanyasının web sitesinde interaktif bölüm sunucusu Demet Evgar, Prof. Dr. Çetin Erol, Becel ürün müdürü Işıl Byraktar, Unilever Pazarlama Müdürü Özgür Kölükfak |
Unilever Gıdadan Sorumlu Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı ise ‘Kalp ve damar hastalıkları, her yıl trafik kazalarının 47 katı kadar insanının yaşamını yitirmesine neden oluyor. Oysa erken önlem alındığında hastalıklarından % 80 oranında korunmak mümkün’, dedi. Becel’in 40 yılı aşkın süredir kalp sağlığı çalışmalarına destek olduğunu söyledi. Dünya Kalp Federasyonu ve Türk Kardiyoloji Derneği’nin bu yılki işyerlerine yönelik çağrılarına kendilerinin candan katıldığını belirten Kölükfakı, önerileri uygulamaya başladıklarını, çalışanlarına yönelik kalp-damar sağlığı taramalarının da planlandığını belirtti.
Kampanya için özel olarak oluşturulan, interaktif ve eğlenceli bir yapıya sahip www.kalbinisevdegerinibil.com isimli web sitesinde ise ünlü oyuncu Demet Evgar rol aldı. Basın toplantısına katılan Evgar, kalp sağlığı konusunda önemli bir farkındalık yaratan böyle bir kampanyada rol almaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Evgar, site aracılığıyla ziyaretçilerin bir yandan eğlenip bir yandan kalp sağlığıyla ilgili bilgilere ulaşabileceğini sözlerine ekledi.
***
EK 1 (15.7.2022): GÜL TEMEL “1-) “MARGARİN YE, KALBİNİ SEV” diyenler şimdi “AŞI OL, KALBİNİ SEV” diyor! Daha yakın döneme dek Türk Kalp Vakfı ve Türk Kardiyoloji Derneği’ne Becel, Sana gibi margarin markaları sponsor oluyor, bu derneğe, vakfa bağlı kardiyologlar kalp sağlığı için margarin yemeyi öneriyordu!”

2-) Bu margarin markaları tarafından fon akıtılan kardiyologlar, önerilerini sorgusuz sualsiz dinleyen insanların kalp damarlarının tıkanmasına, kalp krizleri geçirmelerine açıkça sebebiyet veriyordu. Ve şimdi hiç düşünmeden “aşı olun” önerisinde bulunmakta bir beis görmüyorlar!

3-) İddiaları şu: Eğer aşı olmasaydı Covid’e bağlı kalp krizi ve miyokardit oranları fazla olacaktı. HAYIR! “Aşı olmamış” Covid tanısı konan ve iyileşme gösterenlerde miyokardit ve perikardit insidansında artış gözlemlenmedi:
Makale adı: The Incidence of Myocarditis and Pericarditis in Post COVID-19 Unvaccinated Patients—A Large Population-Based Study
Kaynak: https://www.mdpi.com/2077-0383/11/8/2219
4-) Diğer bir iddiaları ise, “aşılar miyokardite sebep olmuyor, kalp krizlerini tetiklemiyor, olumsuz etkilere yol açmıyor.” HAYIR! Covid aşıları, miyokardit ve perikardit gibi kalp sorunlarını 44 kat artırıyor:
Makale adı: Age and sex-specific risks of myocarditis and pericarditis following Covid-19 messenger RNA vaccines
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41467-022-31401-5
5-) Dün sayısız kalp sorunlarının müsebbibi olan margarinler hakkında yalan söyleyenler, bugün kalp sorunlarına sebep olduğu kanıtlanmış aşılar hakkında da açıkça yalan söyleyebiliyor. Dün margarin şirketlerinden beslendiler, bugün aşı üreticileri tarafından besleniyorlar!
Kaynak: https://twitter.com/gulltemel/status/1547611494367367169?s=20&t=xDGNxW6VoZ22H9r7EY9pPQ
***
EK 2 (8.1.2026): ABD Sağlık Bakanı, tüm dünyanın her tavsiyesini, uyarısını emir telakki ettiği Amerikan Kalp Derneği’ nin içinden geçmiş.
Amerikan Kalp Derneği’ni büyük gıda şirketleri tarafından satın alınmakla suçlayarak sert bir dille yerden yere vuruyor:
“Amerikan halkının, bazen kendilerine verilen tıbbi tavsiyelerin ekonomik çıkarları olan kişiler tarafından verildiğini bilmesi önemlidir. Amerikan Kalp Derneği, bu ülkedeki en büyük işlenmiş gıda üreticilerinden milyonlarca dolar almaya devam ediyor. Bu durum, iyi yiyecekleri kötüleyen ve şeytanlaştıran bir dogmayı destekledi ve güçlendirdi; dolaylı olarak da finansmanını sağlayan işlenmiş gıda üreticilerinin ekonomik ve ticari hırslarını destekledi.“
Bilen bilir, ben bunları 30 senedir anlatıyorum, yazıyorum.
Sayın Bakanın bir eksiği var ve o da şu: Sadece Amerikan Kalp Derneği değil, tüm tıp dernekleri endüstriden nemalanıyor. Bu, yasal olan ama asla etik olmayan, halk sağlığına çok ciddi zarar veren bir ilişkiler yumağıdır. Bu ilişkiler sıfırlanmalıdır.
Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2009342519411396703?s=20
***
EK 3 (8.1.2026): Sağlık Gönüllüleri – Türkiye’nin Kalp Sağlığı Alanındaki İlk Büyük Ödülü TKD’nin
Değerli Üyemiz,
Sağlık Gönüllüleri – Türkiye’nin (SG-T) 2007 yılından beri gerçekleştirdiği ödül törenlerinin altıncısı Ankara’da, Ramada Plaza Otel’de yapıldı. Türk Kardiyoloji Derneği, ilk kez verilen Kalp Sağlığı Alanında Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sivil Toplum Örgütü ödülünü aldı.
TKD’nin Becel’in koşulsuz desteğiyle sürdürdüğü Kalbini Sev projesi de En Başarılı Proje olarak ödüllendirildi.
Törende TKD adına ödülü alan TKD Gelecek Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu “Türkiye’de her yıl ölümlerin yarısından sorumlu olan kalp ve damar hastalıklarının yüzde 85’i bireylerin sağlıksız yaşam tercihlerinden kaynaklanıyor. İnsanlarımızı sağlıklı yaşam tercihlerine ikna edebilirsek kalp damar hastalıklarına yakalanma ve bunlardan dolayı ölme yaşını yükseltebiliriz. Bu yüzden, gelecek yıl 50. Yaşını kutlayacak olan derneğimiz, hekimlerimizin ve tüm ilgili sağlık profesyonellerinin mezuniyet sonrası eğitimleri kadar toplum eğitim ve bilinçlenmesine de birinci derecede önem ve öncelik veriyor,” dedi.
TKD 2005’te başlattığı ve hala çeşitli kentlerimizin büyük hastanelerinde kurduğu Tansiyon Ölçüm Köşeleri ile sürdürdüğü 12/8 Hipertansiyon Farkındalık Kampanyası, 2007’de başlattığı ve hala sürdürdüğü Kalbini koru, içinde sevdiklerin var kampanyası ve 2008’den sonra her yıl devreye soktuğu “Kalbini sev, kırmızı giy”, “Kalbini sev, değerini bil” ile “Kalp Yaşı” kampanyalarını gerçekleştirdi. Bu yıl da Dünya Hipertansiyon Günü 17 Mayıs’ta hipertansiyon hastalarının ikincil korunmaları yanında onların yakınlarından başlayarak geniş toplum kesimlerinin, özellikle de gençlerin kalp sağlığı bilincini ve birincil korunmalarını geliştirmek amacıyla Hipertansiyon Avcıları projesini, “İcat Çıkar, Sağlık Olsun” sloganıyla uygulamaya koydu. Bu kampanyada, hipertansiyonu olan hasta yakınlarını uyarmak amacıyla gençlerin özgün anımsatma yöntemleri ve araçları geliştirmeleri öngörülüyor. Seçici kurulun finale bırakacağı projeler sosyal paylaşım ortamlarında halk tarafından oylanarak kazananlar belirlenecek ve ödüllendirilecek.
Sağlık Gönüllüleri – Türkiye (SG-T) ilk üç yılında sağlık sektörünün tüm alanlarını bir arada değerlendirerek ödül sahiplerini belirlemişti. 2007, 2008 ve 2009’da Sağlıkta Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sivil Toplum Örgütü ödüllerini hep TKD almış; 2010 yılından sonra SGT Ödülleri her yıl başka bir sağlık alanında verilmeye başlamıştı. 2010’da Organ Bağışı ve 2011’de Kanser konularında verilen ödüller 2012’de Kalp Sağlığı alanında dağıtıldı ve bu ilk özel ödüle de yine TKD değer bulundu.
El birliğiyle daha büyük başarılara birlikte erişmek ve kalp damar hastalıklarına yakalanma yaşını yükseltip bu hastalıklardan ölüm oranını düşürmek en büyük dileğimizdir.
Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol
Genel Sekreter
Kaynak: https://tkd.org.tr/duyuru/658/saglik-gonulluleri-turkiyenin-kalp-sagligi-alanindaki-ilk-buyuk-odulu-tkdnin
***
EK 4 (8.1.2026): Margarin kadar ‘ucuz’ kalp uzmanları
Halk sağlığını önemseyen uzmanların tüm çabalarına rağmen, sanayicilerin destekçisi haline getirilmeye çalışılan sağlık alanından pis kokular yükseliyor. Margarin sanayicileri ile kalp hastalıkları vakıflarının arasında alenen süren sponsorluk ilişkileri, Türkiye’nin sağlığını tehdit ediyor.
soL (HABER MERKEZİ) Sağlığa zararlı bir yağ türü olduğu bilinen margarinin kitlesel tüketiminin terk edilmeye başlanması, Türkiye’de yürütülmeye başlanan büyük ölçekli bir kampanyanın konusu oldu. Margarin sanayicileri, bu yılın ilk aylarında başlattıkları ve medyatik isimleri de dahil ettikleri kampanyayla, margarin satışlarını özlenen günlerdeki gibi yükseltmeye soyundu. Türkiye’deki margarin pazarının iyiden iyiye daralması karşısında, pazarı paylaşan üretici şirketlerin destekçisi sadece “ünlüler” olmadı, margarin tüketiminin en önemli etkenlerden biri olduğu bilinen kalp hastalıkları alanında faaliyet gösteren bir takım vakıf ve dernekler de, sponsorluk anlaşmaları yoluyla kirli bir işbirliğinin tarafı haline geldi. Türk Kalp Vakfı, İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı ve Dünya Kalp Federasyonu, hem yönetim kurullarında yer verdikleri margarin şirketleri temsilcileri, hem de margarin sanayicileri ile girdikleri kirli sponsorluk ilişkileri ile bir kez daha masaya yatırılmayı hak etti.
Halk sağlığı margarin kadar ucuz değil
Margarinin, beslenmenin temel yapı taşlarından olan yağların sağlıklı olan türlerine göre ucuz bir sanayi ürünü olması nedeniyle daha fazla oranda girdiği evlerin düşük gelirli olması, tüketimi artırması hedeflenen kitlenin de aynı olduğu gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek. Oysa ki, yapılan araştırmalar, ilk olarak 1. Dünya Savaşı’nda cephedeki askerlere “ucuz tereyağı” sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir yöntemle üretilmeye başlanan, üretimin hızla kitleselliştiği ve en fazla yoksul evlerin mutfağını işgal eden margarinin, insan sağlığına çok zararlı olduğunu ortaya koydular.
Bilim adamlarının, halkın “ucuz yağ” tüketmesini engelledikleri suçlamasıyla aynı lobilerin hedef tahtasına yerleştirilerek “halk düşmanı” ilan edildiği dönemlerden geçen Türkiye’de, artık daha fazla sayıda araştırmacı ve klinisyenin, çeşitli mekanizmalarla -en fazla da sağlık alanının ticarileştirilmesinin bir sonucu olarak- margarin lobisinin yanında yer alması mümkün hale geldi, margarinin paketlenmesi kayan banttan “uzman” ellere terfi ettirildi.
Margarin sanayicileri lobisinin “tam teşekküllü” giriştiği kampanyada, reklam amaçlı habercilikten kalp vakıflarına, uzman görüşçülerden ünlülere margarin güzellemesi yapıldı. Lobiye, belli bir kitlenin okuduğu Cumhuriyet gibi yayınlar da, karşıt görüşlere sayfalarında yer vermediği yanlı haberleriyle hizmet etti, uyarıları dikkate almayıp bu medya-reklam kampanyasının destekçisi oldu.
Kalp vakıfları hangi şirketlere çalışıyor
Ülker’in “Kalbim” adlı yağ markasının destekçisi İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı ve Türk Kalp Vakfı. Ürünün piyasa sürülmesi öncesinde Çırağan Sarayı’nda yapılan “Ülker Kalbim Benecol” tanıtım toplantısında İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, konuşmasının büyük bölümünü Kalbim Benecol’e övgüye ayırmıştı. Sarıoğlu, Ülker Grubu’nda çalışan bir yönetici gibi konuşarak, “burada duyarlı, toplumsal bir olay için buluşuyoruz. Ülker Grubu’na böyle bir yağ yaptığı için teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu. İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Sarıoğlu’na, vakfın Kalbim Benecol margarinine neden destek verdikleri sorusuna “biz öyle uygun gördük” açıklaması yapmıştı. Tesadüf olamayacak bir gerçek de, vakfın yönetim kurulunda, Ülker Grubu şirketlerinden Bizim Marketler Zinciri’nin müdürünün de yer alması.
Türk Kalp Vakfi da, bu yıl düzenlenen Kalp Haftası’nin 20.’sini, Ülker Kalbim Benecol işbirligi ile 12-20 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirmişti. Ülker Grubunun, Kalbim Benecol markasını piyasaya çıkardığı son üç yılda Kalp Haftası etkinliklerine destek verdiği, Ülker Kalbim’in, bu iki vakfın da desteğiyle margarin pazarındaki liderliğini yüzde 80’lik payla pekiştirdiği biliniyor.
Türk Kalp Vakfı’nın “destek verdiği” bir diğer şirket de Aymar… Koç Grubu ve Unilever bünyesinde yer alan Aymar 2003’te Antep merkezli Toros Gıda’ya satıldı. Türk Kalp Vakfı, Aymar’ın yabani bir otsu bitki olan Kanola’dan üretilen Kanola Yağı’nı destekleme kararı aldığını kamuoyuna duyurdu. Kansere yol açtığı yönünde araştırma sonuçlarının yayımlanmaya başladığı kanola yağına sunulan bu destek, margarin gibi katı yağlar grubunda olmasa da, yağ sanayi ile sektör haline getirilen sağlık alanının ilişkilendiği düzenin bir figürü…
“Margarin mecburen tüketilecek”
Margarin tüketimini artırmaya soyunan lobinin öncülüğüyle, Dünya Kalp Federasyonu tarafından kalp ve damar hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlendiği iddia edilen “Kalbini Sev Kırmızı Giy Kampanyası” Türkiye’de de başlatılmıştı. Kampanyanın sponsoru Unilever’in Becel markası oldu. Konunun “önemi”ne dikkat çekeceği ileri sürülerek hazırlanan kırmızı bilekliklerin de satışa çıkarıldığı kampanyada, elde edilecek gelirin, Türk Kardiyoloji Derneği’nin kalp ve damar hastalıkları araştırmalarında kullanılacağı fona aktarılacağı belirtildi. Margarin pazarının baş aktörlerinden Unilever’in Türkiye Gıda Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı, bu kampanyaya destek vermekten mutluluk duyduklarını söylerken, kalp hastalıklarında margarin yağının tetikleyici olduğunun hatırlatılması üzerine, artık margarinin farklılaştığını, yağın sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu ve margarini alternatif bir yağ olarak önerdiklerini iddia etmişti.
Prof. Dr. Oktay Ergene de, Türk Kardiyoloji Derneği olarak “zeytinyağını bırakıp margarin tüketin” demediklerini söyleyip, “tükettiğimiz gıda maddelerinin içinde margarin var. Margarin üreticileri dünyada 1990’lı yıllardan sonra yağın katılaştırma tekniğini değiştirdiler. Margarinlerin kötü ünü 1990’lı yıllardan önceki trans yağ içeriklerinden kaynaklanıyordu, ama Türkiye için söyleyeyim, 1997-1998 yıllarından sonra birçok margarin yağ üreticisi katılaştırma tekniğini değiştirdi. Margarin diğer yağlara göre daha ekonomik bir yağ ister istemez tüketilecek” diyerek, margarinden uzak durmanın “mümkün olmadığı”nı bilim cephesinden “kanıtlayan”lardan oldu.
Amerika’da “kalbini sev kırmızıdan git” kampanyası, kırmızı renkli sebze ve meyvelerde antioksidanların olması varsayımına dayanıyordu. Ancak Türkiye’deki bunu taklideden “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyasında kırmızı gitmekle kalp sağlığı arasındaki ilişki pek anlaşılamadı.
Kalp sağlığına düşkün olanların önce alkolden, sigaradan, şekerden ve fazla kilolarından kurtulmaları üzerinde pek durulmuyor da sürekli olarak ilaç reklamı yapılıyor.
Her şey fotograflarda gizli, tabii ki anlayana…Sağolun Ahmet hocam…
Sağlık Bakanı seni tekzip ediyor…!! – 16.12.2011 21:23
Modern Tıbba paso saldırıyorsun?Bu cazibedar ve kuru kuru muhalifliğine Bakan bile Statin açıklamalarıyla müdehale etmek zorunda kaldı…Medya seni pohpohluyor..Çok hoşuna gidiyor…Cübbeliyi cilaladıkları gibi seni cilalıyorlar…Meslaktaşların arasında çok sıkıntılısın…Kısır döngüdesin…Ne yaptığının farkında değilsin..Hastam soruyor ben bıraktım artık ator 10 luğumu diyor…Aferin sana…Tam bir faciasın…Hep konuşmaların sıkıntılı…Rahatsız olduğun çok belli…Sen acil servise gelen hastayaa maydanoz yedirirsin…Dil altı vermezsin..
Londra – 17.12.2011 00:52
Hocam, yazilarinizi buyuk bir heyecanla okuyorum ve dusuncelerinizin coguna da tamamiyla katiliyorum. Ancak Kardiyoloji Derneginin yag firmalariyla ne tur bir isbirligi yaptigini biraz daha acabilirseniz cok sevinirim. Saygilarimla
Bu tür tıp derneklerinin asıl amacının ne olduğunu çok güzel ortaya koyan bir sayfa. Fazla söze gerek kalmıyor.
Margarlinler hakkında son zamanlarda teknolojinin gelmişmesi ile daha az zararları olduğu fikri ön plana çıkartılıyor. Kalp ve damar hastalıkları için yüzde yüz bir suçlu bulmak çok zor. Zira ülkemizde dengesiz,sağlıksız ve keyfi beslenme yüzünden yüzlerce sebep bu tür menfi durumların sonucu gösterilebilir.
Margarlinler hakkında son zamanlarda teknolojinin gelişmesi ile daha az zararları olduğu fikri ön plana çıkartılıyor. Kalp ve damar hastalıkları için yüzde yüz bir suçlu bulmak çok zor. Zira ülkemizde dengesiz,sağlıksız ve keyfi beslenme yüzünden yüzlerce sebep bu tür menfi durumların sonucu gösterilebilir.