ANKARA TIP FAKÜLTESİ BİRİNCİSİNİN KONUŞMASI

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
AHMET KADERLİ KÜÇÜKUSTA

Prof. Dr. Recep Akdur tarafından yayınlanması dileğiyle gönderilen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2010-11 dönem birincisi Dr. Ahmet Kaderli’ nin konuşması:

Sayın rektörüm, sayın dekanım, değerli hocalarım, sevgili arkadaşlarım ve bu mutlu günümüzde bizleri yalnız bırakmayan saygıdeğer ailelerimiz, hoş geldiniz.

Bu gün, ağır bir öğrenim dönemini tamamlayarak uzmanlık sürecine ve hocalarımızın her tavrından biriktirdiklerimizi toplum sağlığına yönlendirme çabası içine gireceğimiz yolun ilk adımlarını atıyoruz.

Cumhuriyetimizin ilk tıp fakültesi olan, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmanın gururunu taşırken, bu zorlu yolda, benimle birlikte yürüyen sevgili arkadaşlarıma, bilgi, beceri ve deneyimlerini, bizden esirgemeyen kıymetli hocalarıma minnettarlık duyuyorum.

Bununla birlikte, hekimlik gibi kutsal bir mesleği benim için bir yaşam biçimi haline getiren, sevgi dolu annem Süreyya Kaderli’ye, çalışma azmini benimsediğim önümdeki en büyük örnek, değerli babam İsmail Hakkı Kaderli’ye, ailemizin neşesi, her şeyimi paylaştığım kardeşim Burak Kaderli’ye, ellerinde büyüdüğüm ananem Makbule Hasbay ve adını taşımaktan gurur duyduğum rahmetli dedem Ahmet Kaderli’ye teşekkürü bir borç bilirim.

Mezun olurken, sevgili Gülenay’ımızın* gülen yüzünü, sağduyusunu, insan sevgisini, bilgeliğini, eğlenceli sohbetlerini ve sevgisini de yanımızda götürüyoruz..

Böylesi anlamlı bir günde, sosyal yaşamımıza, meslek hayatımıza ve dolayısıyla hekimliğimizin var olma amacı olan, insana dair kaygılar taşımak, tıbbiyenin temeli olan “etik” kavramından ileri gelmektedir.

Anadolu’nun biz hekimlere ihtiyaç duyulan her köşesinde, hekimlik becerimizi icra etmek, gururlu ve onurlu olduğu kadar; diplomasız birer hekim olarak** toplum sağlığı ile kişi sağlığının ayrıştığı bir meslek gurubunun parçası olmak, kaygı uyandırmaktadır. Bu kaygıları taşımakla birlikte, sosyal devlet ilkelerinin gereği olan, her birey için “sağlık hizmetinin”, temel insan haklarından biri olarak kabul edildiğini ve bunu sunmakla yükümlü olmanın, bize verdiği gönenci aklımızdan hiç çıkarmayacağız.

Önce pratisyen hekimlik ve sonrasında uzmanlığa giden, eğitim sürecimizin bir ürünü olan bu yolda, en önemli aracımız “bilgi” olacaktır. Ulu önder’in ifade ettiği gibi,”bilgi, genç beyinlere insanlığı saymayı, ulus ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğünde, onu kurtarmak için tutulması gereken en doğru yolu bekleyen okuldur. Ancak, yurdu ve ulusu kurtarmaya çalışanların seçtiği yolda ve yürüyüşte birer namuslu uzman, birer onurlu bilge olmak gerekir.

Bilge olmak önemlidir, bilgili olmaktan ziyade hem de… günün var olma savaşı, bağımsızlık ülküsü, aydınlanma mücadelesiyle tanımlanabildiği zamanlarda k; Anadolu’lu için böylesi zamanlar sıklıkla ortaya çıkmaktadır, dün de bugün de, bilge olmak da yetmez… Böyle zamanlarda, Hikmet olmak gerekir, Tibbiyeli Hikmet, Hikmet Boran…

Bedenini ve zihnini koymak gerekir, karanlığa karsı baş kaldırmak…Ya da Ege’li Herakleitos’un karşıtlıklarında, Homeros’un iz sürücüsü, Hipokrat’in yeminlisi olmak gerekir… Böyle zamanlarda, Ankara Üniversiteli Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi aydınlığın sevdalısı olmak… Böyle zamanlarda M. Kemal olmak gerekir…

Bilgi sahibi olmak, Ama Bilge olmak ve birer aydınlanmacı, varlık savaşçısı olmak… Her Anadolulunun hem yazgısıdır, hem onurudur…

MEMLEKET BİZDEN VAZİFE BEKLER……………..

 
*İnt. Dr. Güleney Aydın: Mezuniyetine 3 ay kala hijyen koşullarından yoksun
öğrenci evinde karbonmonoksit zehirlenmesinden kaybedilen 2011 mezunlarının
sınıf arkadaşı.
**Sağlık Bakanlığı mezun olan hekimlerin diplomasına el koymaktadır.

Siz de yorumunuzu paylaşın: