EKİNEZYA HİÇBİR İŞE YARAMIYOR

Tüm dünyada en çok görülen hastalık, bizde halk arasında üşütme, soğuk algınlığı veya nezle gibi isimlerle bilinen üst solunum yollarının virüslerle oluşan akut enfeksiyonudur. Buna doktorlar kısaca ÜSYE (üst solunum yolları enfeksiyonu) derler.
Bu hastalığın virüslerine karşı etkili bir ilaç olmadığı gibi belirtileri gidermek için kullanılan ilaçlar da en iyimser yaklaşımla orta derecede faydalıdır. Halk arasında soğuk algınlığı için söylenen “ilaç içersen 7 günde, içmezsen bir haftada düzelir” sözü doğrudur.
Ekinezya balonu
Soğuk algınlığı tedavisinde Amerika’ lıların çok sevdiği ilaçların biri de ekinezyadır. Kirpi otu veya koni çiçeği gibi isimlerle bilinen bu ilaç son senelerde ülkemizde de popüler olmuştur.
Ekinezya Kuzey Amerika’ ya özgü bir bitkidir ve buralarda yaşayanlar tarafından birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Ekinezyanın, bağışıklığı kuvvetlendirdiği, nezle ve gribi önlediği, yaraları iyileştirdiği, hatta romatizmaya, alerjiye iyi geldiğine dair yüzlerce araştırma vardır. Ancak bunların hemen hemen tamamı üreticilerin sponsorluğunda gerçekleştirilen, üstelik de bilimsel bakımdan kaliteleri orta derecede veya çok az olan sonuçlarına güvenilmeyecek araştırmalardır.
Ekinezyanın pek çok türü vardır; bitkinin hangi türünün, bitkinin hangi kısmının, nasıl kullanılacağı konusunda da bir fikir birliği yoktur. Piyasada satılanların çoğu Echinacea purpurea ve E. Angustifolia’ dan üretilmiştir.
Wiskonsin Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından gerçekleştirilen ve Annals of İnternal Medicine isimli muteber tıp dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma ekinezyanın bir işe yaramadığını bir kez daha ispatlamış oldu.
719 kişi üzerinde yapılan araştırmada, ekinezya kullananlarda hastalık süresinin 7 ila 10 saat daha kısa olduğu ve belirtilerin şiddetinin de biraz daha az olduğu belirlendi. Araştırmayı yapan uzmanlar bu sonuçların istatistikî olarak anlamlı olmadığını ve üstelik de tesadüfen veya başka faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmış olabileceğini söylüyorlar.
Araştırmada hastaların burun sıvılarında bağışıklık sistemi ile ilgili hücreler de incelendi ama ekinezya alanlarla almayanlar arsında bir fark bulunmadı.
Yan etkileri de var
Bitkisel ilaç diyince herkes yan etkisi yok sanıyor ama işin aslı hiç de öyle değil. Ekinezya alerjik reaksiyonlara ve ağrı, bulantı, ishal gibi mide-bağırsak şikâyetlerine yol açabiliyor. Tüberküloz, AİDS ve çeşitli romatizmal hastalıklarda tehlikeli olabiliyor. Doğum kontrol, alerji ve kolesterol ilaçları ile etkileşimleri var. Gebelerde ve küçük çocuklarda kullanılması kesinlikle tavsiye edilmiyor.
Gelelim neticeye
Soğuk algınlığı ekonomik açıdan önemsenmesi gereken bir hastalık. Bizim ve başka ülkelerin istatistikleri hakkında bilgim yok ama soğuk algınlığının Amerika’ ya yıllık maliyeti 40 milyar dolardır ve buna göre de dünyanın en pahalı hastalığıdır. Ekinezya satışlarının da bir önceki seneye göre yüzde 7’ lik artışla 132 milyon dolara ulaştığı bildiriliyor.
Soğuk algınlığının zirve yaptığı şu günlerde ekinezyaya methiyeler düzülmesi bir pazarlama stratejisinden başka bir şey değil. Ekinezyanın soğuk algınlığına karşı koruyucu olduğunu gösteren kesin bilimsel bir kanıt olmadığı gibi, bu konuda yapılan ciddi araştırmaların hiçbirisi ekinezyanın bir tedavi aracı olarak kullanılmasını da tavsiye etmez.
Bu kadar ‘ballandırılan’ ekinezya için söylenebilecek en olumlu şey, tedavi edilmeden kendiliğinden geçen bir hastalık olan soğuk algınlığını önlemediği, sadece hastalık süresini ve belirtilerini bir miktar azaltmaya yardımcı olabileceğidir. Oysa tabii olarak yenmeyen bir maddenin tedavi amacıyla tavsiye edilebilmesi için etkinliğinin kesin olarak kanıtlanmış olması gerekir.
KAYNAK















Sayın hocam. Çok önemli bir noktaya değinmişsiniz. Son zamanlarda ekstra sağlıklı olmak adına bir sağlık budalalığı salgını var insanımızda.
Ama söz meclisten dışarı, bu durum aslında bazı hocalarımızın ”ekstra doktorculuk’ oynamasıyla başladı.
Çünkü baktılar ki, klinisyenlik anlamında fark yok. her hekimin reçetesi üç aşağı, beş yukarı aynı. O halde ne yapmalı? Bari ucubik katkılı ürünler ve meyve-sebze işlerine girme hevesi doğdu. Yani ”kabzımal tıbbı”na yöneliş başladı. Armut sapı-üzüm çöpü aldı, yürüdü.
Üstelik bu arkadaşlarımız herşeyin doğalını yememizi de öneriyorlar. Bu meslektaşlarımız hangi çağda yaşıyorlar acaba?
İnsanın bile doğalının kalmadığı dünyada, sebze mi doğal kalacak?
Neyse, konuyu çok dağıttım; Echinacea konusu bir yana, bir ara daha da moda olan
St.John Wort (Hypericum Perforatum)’a ne demeli?
Genelde anti depressan ve immün stimulan özellikleriyle tanınır. Ancak Digoksin, Trisiklik ve SSRI grubu antidepressanlar ve oral kontraseptiflerle etkileşebilen özelliklere sahiptir.
İşin komik kısmı bu ilaçlar kavun-karpuz gibi reçetesiz alınabilmektedir.
Örneğin, oral kontraseptif ile beraber St.John’s Vort alan bir hanım farkında olmadan hamile kalabilir. Çünkü oral kontraseptifin etkinliği %40 a kadar azalabilir. Eğer bolca brokoli de yiyorsa vay haline…
Hamile kalır, hamile kaldığı çocuğu teratojen bir maddeye maruz kalmış olarak… Çünkü St.John’s vort teratojendir.
Ülkemizde kuruyemiş gibi alınabilen bu ürün anne karnındaki bebeğe zarar verebilmektedir. Bunu satana da, pazarlayana da, ruhsat verene de ceza gelmez. Ama kazara biz bir gebeye teratojen ilaç reçete edersek mahkemelerde sürünürüz.
İnsanın yediği-içtiği-yuttuğu herşeyi ilaç kabul etmeliyiz.
Yani, biz doktorlar (önce kendimiz olmak üzere:) herkesin boğazından geçen herşeye sahip çıkmalıyız.
“Ekinezya hiçbir işe yaramıyor” denir mi, satanlara para kazandırıyor demek ki onların işine yarıyor.
Hocam ekinezyayı bilmem ama ben yıllarca tonsillitten çok çektim penisilin iğnelerinden bıktım ama 4-5 senedir ege adaçayı+çörekotu+zencefil sayesinde tonsilliti yendim ve iğneden kurtuldum antibiyotiklerden daha etkili ve etkisi daha kalıcı daha önce antibiyotik kullanırdım kısa süre sonra tekrar hasta olurdum şimdi ise hastalık ilerlemeden bu bitkiler sayesinde tedavi oluyorum