TIP ÖĞRENCİLERİNE TIP HUKUKU DERSLERİ DE VERİLMELİ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
MAHKEME SALONU
Paylaş

Adını vermeyen bir meslekdaşım Medimagazin’ de “Doktor adayları eğitimden memnun değil” başlıklı yazıma şu çok yararlı cevabı göndermiş:

Ahmet Rasim Hocam, çok önemli bir konuyu eksik bıraktığınızı görüyorum.

Benim de bazı eğitim önerilerim olacak :

1-) Tıp öğrencilerine Tıp Hukuku dersleri de verilmeli. Doktorlara verilen cezalar (hapis + tazminat + meslekten men) ayrıntılı olarak anlatılmalı. Aleyhlerine açılacak davalardan kaçınmak için neler yapabilecekleri gösterilmeli.

2-) Bütün bunlar, gerçek yaşamdan örneklerle desteklenmeli. İstenen tazminatların 18 trilyona kadar çıkabildiği belirtilmeli. Öğrenciler bir davanın 14 sene sürebildiğini, sonunda aklansa bile hekimin mahkeme köşelerinde perişan olduğunu, Sistem tarafından sürekli aşağılandığını, ruhi dengesinin bozulabildiğini, çevresine rezil-rüsva olduğunu, ailesinin bile çok etkilendiğini, meslekten çok soğuduğunu, hastalardan korkmaya başladığını, çifte davadan 30 milyara yakın avukatlık ücreti ödediğini de bilmeli.

Amerika bile tazminat miktarlarına ciddi sınırlamalar getirmeye hazırlanırken, Türkiye’de rakamların sürekli arttığı da belirtilmeli.

3-) Öğrenciler, dava furyasının Defansif Tıp’ı nasıl patlattığını, bunun da sosyal güvenlik sistemi için öldürücü olduğunu öğrenmeli. Batı’da bu konuda yapılmış yığınla çalışma varken, Türkiye’de bunun engellendiği de bilinmeli.

4-) Mevcut sistemde, eğer özel sektörde çalışıyorlarsa, üniversitelerin bile almadığı zorlu hastalara müdahale etmek zorunda kalabilecekleri, bunun da potansiyel olarak çok ciddi sorunlar yaratabileceği öğrencilere anlatılmalı. Geçenlerde medimagazin‘de yazan, devlette kimsenin almadığı, kendisinin de çalıştığı özel hastanede geri çeviremediği el yaralanması vakalarına Allah rızası için müdahale edip elinden geleni yaptığı halde, 5 dava yiyen ortopedist arkadaşın durumu buna örnek olarak verilebilir.

5-) Bu gibi vakalardan kaçınma şanslarının pek olmadığı da tıp öğrencilerine belletilmeli (patron baskısı, dayak, bıçaklanma, Sağlık Bakanlığı şikayet hatlarına veya doğrudan Savcılık’a şikayet edilme, vb..)

6-) Öğrenciler, mesleki sorumluluk sigortasını da incelemeliler. İstenen tazminatların bu sigortayı çok aşabildiğini; keza, şirketlerin ödeme yapmamak için her türlü tertibatı aldıklarını da öğrenmeliler (bu derslere sigortacılar girebilir).

7-) Öğrenciler; avukatların artık tıp kitapları okuduğunu, müvekkillik ücretine ek olarak doktordan alınacak tazminatın önemli bir kısmına el koyduklarını, ve aralarında, hasta yakınlarını dava açmaları yönünde özellikle sıkıştıran insanlar da bulunduğunu bilmeliler elbet.

8-) Öğrenciler Tıp Hukuku Sempozyumlarına da gitmeliler. Orada, hukukçuların kendileri ve tıp mesleği ile ilgili olarak neler düşündüklerini bizzat gözleriyle görmeliler.

9-) Tıp öğrencileri, Devlet’in ve Bakanlık’ın hiçbir yargısal süreçte asla yanlarında yer almayacağını da bilmeliler. Aksine, davaların teşvik edildiğini gözlemlemeliler.

10-) Öğrenciler, son kurulan bürokratlardan müteşekkil meslek kurulunun, hiçbir savunma almadan, ve aslında yargıdan da tamamen bağımsız olarak, şikayet üzerine bir hekimi meslekten atabileceğini de bilmeliler.

11-) Bu durumların artık hiç de nadir olmadığını bilmeli öğrenciler. Ankara’da … Hastanesi’nin …. Servisindeki doktorların yarısının dava edildiği, bir örnek olabilir. Amerika’da doktorların % 75’inin yaşamları boyunca en az 1 kez dava edildiği, Türkiye’nin de bu yolda hızla ilerlediği öğrencilere anlatılabilir.

12-) Tıp Hukuku derslerinde bir zihin egzersizi olarak, Sağlık Bakanlığı’nın 3. Dünya ülkelerinden ayda 500 dolara getireceği hekimlerin Türk malpraktis yasaları karşısındaki hukuki statüleri de tartışılabilir.

13-) Son olarak, açılacak tek bir davanın bile yurtdışı veya yurtiçi akademik kariyer şanslarını otomatikman sıfırlayacağı da öğrencilere anlatılmalı.

Bilmem, Ahmet Rasim Hoca’nın bu önerilere bir itirazı olur mu ..

CEVAP: İtirazım yoktur. Cevabınızı aynen yayınlıyorum.

Paylaş

Yazı için 4 yorum yapılmış:

  1. turgay şenen diyor ki:

    ÖZEL İHTİSAS MAHKEMELERİ DE KURULMALIDIR

  2. AV.YILDIRAY SAYAR diyor ki:

    Mart Ayında yayınlanmak üzere bir makale hazırlıyorum.Makalemin konusu Yargıç ve Savcı etiği.
    Yasaları yargıçlar görevlerinden ötürü resen uygulamak zoundadırlar.Anayasımızın 90.Maddesine göre temel haklar ve özgürlüklere ilişkin metinler yürürlükteki mevzuat ile çelişse bile öncelikle uygulanırlar.
    ÖNEME BELİRTİYORUM,HUKUK FAKÜLTELERİNDE HUKUKİ ETİK DERSİ YOKTUR.

  3. tuna erinçler diyor ki:

    Önce eksiksiz ve ezbere dayanmayan tıp öğretimini sağlayalım da tıp hukuku dersleri de sonradan gelsin. Çok şükür ki bizde henüz avukatlar hastaneye gelen hastaların arkasından (A.B.D. olduğu gibi) koşturmuyorlar.
    Ancak sadece tıp eğitimindeki eksikliklerin tamamlanması da yetmez. Orta öğretimdeki yozlaşmanın da yok edilmesi ve orta öğretimin de A.B. standartlarına getirilmesi gerekir.

  4. Yavuz Eryılmaz diyor ki:

    Benim yıllardır savunduğum konu budur. Öğrenciliğim zamanında Gülhane parkının karşısındaki Adli Tıp binasında bizlere, Hukuk Fakültesinden ceza hukuku başasistanları ve zaman zaman hocalar gelip ders anlatırlardı. Şimdi ülkemizde kaç tane fakültede böyle dersler anlatılıyor. Doğru dürüst tıp hukuku kitabı bile bir kaç taneden fazla değil. Bunun ötesinde 2010 yılının mayıs ayında İstanbul Barosu’nun düzenlediği iki günlük kursa baş vurduğum halde beni kabul etmediler. Büyük hastanelerin örneğin Göztepe Hastanesinin acil servisinde stajyer avukatlar hasta ve hasta yakınlarına kart dağıtıyorlardı. Bu durum böyle giderse bir kaç sene sonra tıp hukuku ve tazminat davaları mahkemelerin ana konularından birisi olacaktır. Bu sağlık sisteminde, bu tıp eğitiminde sonunda olacağı budur. Artık son zamanlarda hekimler birer potansiyel suçlu olarak algılandığı için ne söylesek boş.

Siz de yorumunuzu paylaşın: